SAHİH-İ MÜSLİM

Konular        Numaralar  

İMAM NEVEVİ ŞERHİ

147 NOLU HADİS İÇİN

 

Müslim (rahimehullah) dedi ki: "Bana İshak b. Mansur tahdis etti. .. Bize Enes b. Malik (r.a.) tahdis etti." Bu senetteki ravilerin -İshak dışındatamamı Basralıdır, o ise Neysaburludur. Bu durumda benimle Muaz b. Hişam arasında senette yer alanlar Neysaburlu, geri kalanları ise Basralı demektir.

 

"Muaz ölümüne yakın günahtan kurtulmak için bunu haber verdi." Dilciler der ki: Bir kimse günahtan kendisiyle kurtulacağı bir iş yapacak olursa bunu anlatmak için "teesseme" fiili kullanılır. "Teharrece" fiili ise üzerinden hareci (vebali, zorluğu) izale etti. Tehannese ise üzerinden günahı izale etti, demektir. "Muaz günahtan kurtulmak için" ifadesinin anlamı da şudur: (1/240) Kendisi ölümü ile elden kaçırılacağından ve kaybolacağından korktuğu bir bilgi bellemiş idi. İlmi gizleyen ve sünnetini tebliğ hususunda Hasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrine uymayan bir kişi olacağından ve buna bağlı olarak günaha gireceğinden korktu. Bundan dolayı ihtiyatlı davranarak günaha girmek korkusuyla bu sünneti haber verdi, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendisine bunu haber vermesini yasaklamasının haram anlamında olmadığını da bilerek bunu yaptı.

 

Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Muhtemelen Muaz, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu bildirmeyi yasakladığı anlamını çıkarmamışlır. Aksine bu yasağı ile onun kendilerine müjde vermek şeklindeki kararlılığını kırmak istediği manasını çıkarmıştır. Buna delil de Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadisteki: "Kalbinden kesin inanarak Allah 'tan başka hiçbir ilah olmadığına şaMdet getiren kiminle karşılaşırsan ona cenneti müjdele" ifadeleridir. (Kadı Iyaz devamla) dedi ki: Ya da bunun anlamı şudur: Bundan sonra kendisine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Ebu Hureyre'ye verdiği emir ulaşınca bildiği bir bilgiyi gizlemekten ve böylelikle günaha girmekten korktu. Yahut yasağı bunu etrafa yaygınlaştırmak hakkında yorumlamış da olabilir. Bu güçlü bir açıklama şeklidir.

 

Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) bunu tercih ederek şöyle demiştir: Onu genelolarak herkese müjde vermekten alıkoyan bu sözü bilgisi ve doğru anlayışı bulunmayan kimselerin duyup buna aldanarak bel bağlayacağından korkması alıkoydu. Fakat bu hususta aldanmayacağından ve buna bel bağlamayacağından emin olduğu bilgi sahibi kimselere de özelolarak bunu haber verdi. Böylelikle o bunu Muaz'a haber verdi, Muaz da bu yolu izledi, buna ehil gördüğü özel kimselere bunu haber verdi.

(Devamla) dedi ki: Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ona müjdelemesini emretmesi ise, içtihadın değişmesi türünden bir tutumdur. Muhakkiklere göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in içtihad etmesi caizdi ve fiilen de içtihad etmiştir. Onun diğer müçtehitlerden içtihadında hata üzere bırakılmaması gibi bir ayrıcalığı bulunmaktadır.

 

Bunu kabul ermeyip, O'nun dini hususlarda vahye dayalı olmadan söz söylemesi caiz değildir diyenlerin kanaatine gelince, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Ömer (r.a.) ile muhatap olduğu esnada ilk olarak söylediklerini kendisine bildiren vahyi nesheden, ona verdiği cevabı teşkil eden bir başka vahiy inmiş demektir. Şeyh İbnu's-Salah'ın açıklaması bunlardır. Bu mesele -yani onun (sallallahu aIeyhi ve sellem) içtihad ermesi meselesi- ile ilgili bilinen etraflı açıklamalar vardır. Dünya ile ilgili hususlara gelince ilim adamları (Allah onlardan razı olsun) bu hususlarda O'nun içtihad ermesinin caiz olduğu ve fiilen de içtihad ettiği üzerinde ittifak ermişlerdir.

 

Din ile ilgili hükümlere gelince, ilim adamları çoğunlukla O'nun (saIlallahu aleyhi ve sellem) içtihad ermesinin caiz olduğunu kabul ermişlerdir çünkü içtihad başkası için caiz olduğuna göre onun için öncelikle caizdir. Bir topluluk ise: O kesin bir bilgi sahibi olabilecek durumda olduğundan ötürü içtihad onun için caiz değildir, demişlerdir. Bazıları da: Yalnız savaşlarda içtihad ermesi caizdir, başka hususlarda değildir demiştir. Diğer başkaları ise bu hususta herhangi bir kanaat belirrmekten kaçınmıştır.

 

İçtihad ermesinin caiz olduğunu kabul eden cumhur ise bunun fiilen gerçekleşip, gerçekleşmediği hususunda farklı kanaatlere sahiptir. Bunu kabul edenlerin çoğunluğu bu fiilen olmuştur derken, diğerleri olmamıştır demiş, bir kısmı da herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Caiz olup, fiilen gerçekleştiğini söyleyen çoğunluk da ayrıca O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hata etmesi caiz miydi, değil miydi, diye ihtilaf ermişlerdir. Muhakkikler O' nun hata ermesinin caiz olmadığı kanaatindedirler. Çoğunluk ise caiz (mümkün) olduğu ama başkasından farklı olarak hata üzere bırakılmadığı kanaatindedirler. (1/241) Burası ise bu meselenin etraflı bir şekilde ele alınacağı yer değildir. Allah en iyi bilendir.